Patara Deniz Feneri
CANLANDIRMA
Süha ÖZGEÇEN
Kaş / Nisan 2020
GİRİŞ
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Patara Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık başkanlığında yürütülen çalışmalar neticesinde ortaya çıkarılan Patara Deniz Feneri, MS 64 - 65 yıllarına tarihlenmiştir. Feneri yeniden ayağa kaldırma çalışmaları halen devam etmektedir.
Bu makalede, fener kalıntıları üzerinde kişisel ölçümlerim ve tamamen amatör çalışmalarım sonucu varmış olduğum kanaat neticesinde, fenerin orjinal halinin nasıl olduğuna dair bir modelleme ortaya konulmuş ve bu model, gerekçeleri ile beraber açıklanmaya çalışılmıştır.
MEVCUT DURUM
Görsel
1: Deniz Feneri Kalıntıları. Mevcut durum.
Fenerin In Situ durumdaki taşları ile mevcut hali yukarıdaki ölçekli
modelde görülmektedir. Kaide üzerindeki
küçük ok Kuzey yönünü işaret etmektedir
. Bu kalıntılar üzerinde iki adet mazgal gözlenmekte olup bunlar tam olarak 180
derecelik bir hat üzerine konumlandırılmıştır. Buradan yola çıkarak, fener
üzerindeki mazgalların rastgele konuşlandırılmadığı değerlendirmesi
yapılmıştır. Gerek aydınlatma gerekse her yönün gözlenebilmesi için, bu mazgalların
90 derecelik açılarla yerleştirildiği düşünülmektedir.
Mevcut
Mazgallar;
1-Yıldız Poyraz (
Alt yüzünün merdiven yüzeyinden yüksekliği 143 cm ve ̴ 42
derecelik bir görüş açısı )
2-Kıble Lodos (
Zeminden yüksekliği 126 cm )
Olduğu
düşünülen mazgallar ;
3-Gündoğusu
Keşişleme
4-Günbatısı
Karayel )
Platformun kuzeye bakan yüzünde,
bir merdiven basamağı ve diğer
basamakların kaide ve izleri bize platforma tırmanan merdivenlerin tamamını
modellemek için tüm ipuçlarını vermektedir ( Görsel 2 ).
Görsel 2
PENCERENİN,
FENER YAZISININ VE FENERİN YÜKSEKLİKLERİNİN BELİRLENMESİ
Sahadaki
mevcut mimari ögeler arasında, fener üzerinde kemerli bir pencere yapısının
olduğuna işaret eden işlenmiş bloklar mevcuttur. Bunlar sadece bir pencereye
yetecek miktarda olup, hatta bunun için bile üç veya dört blok eksiktir. Bu
bloklar (G96, G54, G23, G92,G20, G87, G46, G60, GY?6, G114, G13, G119)
incelendiğinde, oluşturdukları pencerenin düz bir yüzeyde değil silindirik bir
yüzeyde konumlandığı görülür ki, bu, fenerin dış yüzey çapı ile uyumludur. Bu
nedenle kemerli olan bu tek pencere yapısının, fenerin silindirik yüzü üzerinde
bir yerde olduğu kabul edilir. Soru ise; hangi yükseklikte konumlandığı ve
hangi yöne baktığıdır.
Görsel
3: Pencereyi oluşturan bloklardan G92 Taşı ve silindirik yüzeyi
Görsel
4: Kemerli yapı. Bu pencere o dönem mimari unsurlarda gözetilen Altın Oran’ a
da uygundur.
Görsel
5: Roma dönemi altın oran.
Görsel
6: G23 Taşı. Bu taş üzerinde, ahşap bir kepenke ait zıvana yatağı
görülmektedir.
Görsel
7: Uygun görülmeyen diğer alternatif dizilişler
Görsel 7’ deki diğer alternatifler
irdelendiğinde, en soldakinde zıvananın karşılığı zemin taşında olmalıdır ki
böyle bir taşa rastlanmamıştır. Sağdaki de aynı şekildedir; sadece pencere
açıklığı daha büyük olup bir öncekine göre daha avantajlıdır. Ortadakinde ise
zıvananın yukarı bakmasından dolayı, karşılığını üzerinde taşıyacak bir taş
blok yoktur. En akla yatkın modelde ise ( Görsel 4 ) bu zıvananın karşılığının
G87 taşında olması gerekir. G87 taşının tam bu ölçüye tekabül eden kısmı ne
yazık ki kırıktır. Ama zıvananın derinliği dikkate alındığında burada olma
ihtimali vardır.
Görsel
8 a-b: G87 taşı ve kırık olan alt arka yüzü
Fenerdeki bu kemerli açıklığın yapılış nedeni
olarak akla şunlar gelebilir:
1-Estetik
kaygı ile kütleyi hafifletme.
2-Kule içi
aydınlatmada gün ışığından maksimum
faydalanma.
3-Limanağzı
ve açık denizin gözlenmesi.
4-Fener yakıtının
kule üzerine taşınmasında dar merdivenler yerine makara yardımı ile kolaylık
sağlanması.
Eski liman girişi ve fenerin pozisyonu aşağıdaki
haritada görülmektedir.
Görsel 9: Eski Liman ve
girişini gösteren harita ( Ref. “ S. Bruer-M. Kunze, Patara
I. 1 “ de verilen harita baz alınarak
oluşturulmuştur ) Burada ayrıca fener yazısının 138
derecelik açısı da (Görsel 15) canlandırılmıştır.
Güney yönü ilk üç madde için de avantajlıdır. Fenerin
zemin platformu üzerinde bulunan heykelin kaidesi güneydoğu yönündedir ( Liman
girişinde, Fener ile olması gereken karşı fenerin haritada gösterilen muhtemel
pozisyonunu birleştiren hat ).
Pencerenin de estetik açıdan heykelin aksına yerleştirilebileceği
düşünülebilir. Fakat bu durumda limana yaklaşan veya açıktan geçmekte olan
tekneler tarafından görülmeyecek, sadece limana giriş yapmakta olanlar
tarafından görülebilecektir. Daha da önemlisi, buraya yerleştirilecek pencere,
heykelin varlığından ötürü, aşağıdan yük
çekmek için kullanılamayacaktır.
Pencereyi oluşturan taşların numaralarına
bakıldığında, bu taşların Fener yıkıntısının güney tarafında bulundukları
görülür ve bu da pencere konumunun bu tarafta olacağı tezini desteklemektedir. ( Görsel 10-11-12 ) Peki tam olarak yeri
neresidir?
Görsel 12: Mavi çizgiler kemerli pencere bloklarının döküldüğü yerleri işaret etmektedir. Kırmızı ile gösterilmiş taşlar pencere; sarı olanlar ise yazıtın birinci satır bloklarını göstermektedir.
Görsel
14 a-b : Bina, bütünlüğünü kaybettiğinde,
bulunduğu eksende, saat yönünün tersi istikamette 10 derece civarında
burularak, üstü kuzeybatıya doğru yatacak, ortası ise bu ufak burulmayi takiben
bulunduğu yere dökülecek şekilde yıkılmış olmalıdır.
“In situ” durumda mazgallardan güneye bakanı,
pusula açısı olarak 197 derecededir (Güney Batı). Estetik olarak pencerenin
eksenini de tam bu açıya yerleştirip bir kontrol yapacağız. Diğer yandan Fener
yazısının yönü de bize bu konuda yardımcı olacaktır dolayısıyla
belirlenmelidir. Yazının 1.nci satırını teşkil eden taşlardan oluşan halka aşağıda
görülmektedir ( Görsel 15 ).
Fenerin kaidesinde ölçülen dış duvar yarıçapı 290 cm
olmasına karşın, yazılı bileziğin olduğu yerde bu yarıçapın 260 cm’e daraldığı
görülür. Fener
yazısı, kazı heyetince çözümlenmiş ve yayınlanmıştır. Sözkonusu yazı, fenerin
bu kottaki çapına oturtulduğunda çıkan model, aşağıdadır.
Görsel
16
Bu yazı 12 satırdır ve 138 derecelik bir açı
içine oturtulmuştur. Yazının açıktan geçmekte olan teknelerden ziyade, limana
girmekte olan teknelerce okunması düşünülmüş olmalıdır. Haritada ( Görsel 9 ) görüleceği üzere Fener,
transit geçen tekneler için yazının okunabileceği mesafeden uzaktır. Liman ağzı
orta hattı ise 230 m mesafededir ve buradan 18-20 cm genişliğindeki harflerden
oluşan yazının okunabilmesi ancak mümkündür. Buradan yola çıkarak yazının da
pencere gibi güney yönüne doğru bakıyor olması gerekir. Ve yine estetik
kaygılardan dolayı her ikisinin de eksenlerinin aynı olacağı öngörülebilir.
Mazgal eksenini referans alıp ( Görsel 17; 197
derece ) yazı ve pencere simetri eksenlerini
de aynı eksene çakıştırdığımızda oluşan pozisyon, yazının haritada görülen A
veya B rotalarından ( ve bu rotalar arasındaki açı diliminin herhangi bir
yerinden ) gelecek teknelerin okuyabileceği en uygun pozisyon olarak
görülmektedir. ( 12 satırlık bu yazının okunabilmesi yaklaşık 35 ila 40 sn
sürecek olup, bu sürede limana giriş yapmak üzere yavaşlamış bir tekne
tarafından minimum 50-60 m yol kat edileceği düşünülmektedir ).
Görsel
17
Öte yandan yazıyı ve Kemerli Pencereyi oluşturan
her bir bloğun, döküntüde bulunduğu haldeki pozisyonları da seçilen bu yön ile
çelişmemekte, aksine uyum arzetmektedir. ( Görsel 10-11- 12 deki siyah çizgiler
bu bilezik bloklarının döküldüğü yerleri göstermektedir ). ( Fener yazısı ve
blok numaraları için Bkz. H. İşkan Işık - W. Eck - H. Engelmann,
"Der Leuchtturm von Patara und Sex. Marcius Priscus als Statthalter der
Provinz Lycia von Nero bis Vespasian", Zeitschrift für Papyrologie und
Epigraphik 164, 2008, 91-121. )
Pencere simetri ekseninin 197 derece güneybatı
istikametinde olacağı öngörüsünden sonra, bu pencerenin alt yüzünün yerden ne
kadar yüksekte olduğunu hesaplamaya çalışalım.
Pencere yapısı için mimari gerekçelerle aşağıdakiler öngörülebilir;
1)
Açıklığının içinden merdiven basamağı geçmemeli,
2) Bu
seviyedeki basamak pencerenin alt yüzü ile hemzemin veya 4-5 cm aşağıda
olmalıdır. ( Benzer mimari uygulamalarda görüldüğü gibi ).
Pencere iç genişliği 1,5 m dir. Spiral şekilde
yükselen merdivenlerin dış duvara değen yüzünün genişliği ise 0,5 m dir.
Pencerenin yük çekme ve indirme işlemleri için de kullanılacağını düşünerek,
açıklığa gelen merdiven basamaklarından üçünün burada basamak yapmayıp düz bir
şekilde devam etmesi akla uygun olup varlığı düşünülmelidir. ( Bu sahanlık
ayrıca, merdiveni çıkacak kişinin dinlenmesine de imkan verecektir ve uzun
tırmanışlı merdivenlerde kullanılagelen mimari bir uygulamadır )
Görsel
18
Örneğin, BX95 basamak taşının ( Görsel 18 ), çıkıs
istikametindeki yüzeyinde değil ama diğer yüzeyinde ( fotoğrafta bize bakan yüz
), görüldüğü gibi boydan boya bir çıkıntı (fatura) vardır. Normalde bu yüzler
bir sonraki basamağın altında
kalmaktadır ve böyle bir çıkıntının gereksiz yere işlenmesi akla uygun
değildir. Halbu ki, şayet çıkış istikametine göre bu basamaktan sonra gelen
basamak bununla hemzemin olacaksa, bu çıkıntının varlığı o zaman anlam kazanır.
Bir sonraki taşın üzerinde, bu çıkıntıya karşılık gelecek bir girinti olmalıdır
ki, bu şekilde iki taş arasındaki aralık kapatılmış olur. ( Amaç, aralıktan
aşağıya su, toz, vs. dökülmesini engellemektir. )
Fenerin” In Situ” halindeki
spiral merdiven yapısı incelendiğinde, merdiven basamak yükseklikleri
ortalaması 29,7 cm' dir. Spirali oluşturan basamak dönme açısı ise ortalama 20
derecedir. ( Mimari çizimi yapılırken,
360 ile tam bölünemeyen, 19 - 21 derece gibi bir açı seçilmesi akla yatkın değildir. Mazgallar, ergonomik
olarak kendisine tekabül eden basamaktan belli bir yükseklikte açılmaktadır.
Basamak açılarında yukarıdaki kurala uyulmaz ise, mazgalların dikey eksenleri bir
sonraki turda aynı hizaya gelmez.
Dolayısı ile planda, bir tam turda 18 basamak çizilmiş olmalıdır ).
Görsel 19
Merdiven yapısı bu ölçüler dikkate alınarak yükseltildiğinde, modellemenin pusula açısı olarak 197. dereceye gelen basamağının platform yüzeyinden yüksekliği 14,05 m olarak bulunur ve bu bize, pencere alt yüzünün platform yüzeyinden yüksekliğini verir. Pencereyi modelimizde buraya konuşlandıralım ( Görsel 20 ). Bunun alternatifleri, ya bir tur aşağıda olur ki, bu bir fener için çok alçak; ya bir tur sonra aynı pozisyonda olur ki, bu da gerekli taşların yetersizliği dikkate alındığında çok yüksek olduğu için, elenmiştir .
Görsel
20
Görsel
21-22 : "NERON" adının geçtiği halkada, taşçı ustalarının, bir üst
sıranın nereden başlayacağını işaretlediği oyuklar.
Görsel
23
Bu bileziği teşkil eden yekpare taşların ( Görsel
23 ) (ki bu seviyeye kadar örülmüş duvar
için bir anlamda statik kilitleme sağlamaktadır) ve altında devam eden 11
satırlık yazının yeri, kot olarak ya pencerenin altında ya da üzerinde
olmalıdır. Üstünde olması, kuleyi ekstra yükseltmektedir ve mümkün olduğunca
yüksekte açılması gereken pencere aşağılarda kalmaktadır. Bu pek akla yatkın
olmayacağı için, bu olasılığı eliyoruz. ( İleride, kulenin niçin daha yüksek
olamayacağı konusu yeniden irdelenecektir )
Görsel 24
Görsel 25: D89 taşı üst yüzeyi. “Opus Emplecton” kalıntısı.
Yazının 1. satırını oluşturan, “NERON” adının geçtiği halkada ( Görsel 15 ve 24 ), kırık D84 taşını dikkate almazsak hiçbir taşın ne üst ne alt yüzeylerinde, merdiven basamağına yataklık yapacak bir oyukluk gözlenmez. ( 30 cm yüksekliğindeki basamak 45 cm yüksekliğindeki D84 bloğundaki kırıklığa da tekabül edemez. Çünkü bu takdirde, bir evvel veya bir sonraki taşlardan birinde de oyukluk olması gerekirdi ). Bu bize şu ipucunu vermektedir: Kemerli Pancere yapısını oluşturan taşların alt kotu ile yazının ilk satırını oluşturan taş halkası üst kotu arasında mesafe vardır! Bu mesafe ( Görsel 24 ) merdiven basamaklarının bu halkayla kesişmeden yükselebileceği geometri gereği en az dört basamak yüksekliğinde yani min. 120 cm olmalıdır. Diğer yandan D89 taşı, pencere açıklığının ortasına gelen taştır ( Görsel 24 ). Üst yüzeyinde ise harç ve ara dolgu taş kalıntıları gözlenmektedir ( Görsel 25 ). Bu da, bu zeminin, pencere açıklığının alt eşiği olarak vazife görmediği tezini destekleyen bir bulgudur.
Neticede Yazıyı da pencere altına, aynı simetri
eksenine ve bu hususları da dikkate alacak şekilde yerleştiriyoruz. ( Görsel 26
)
Görsel 26
Sahada kıymetli bulgu veren bir diğer önemli taş
da D22 taşıdır ( Görsel 27 - b ). Bu taşın bir kenarı pahlı işlenmiştir. Alt
yüzeyinde, buraya tekabül eden bir basamağa kilit taşı görevi görecek şekilde
oyuk bir işleme taşımaktadır. Yanında duran G56 da benzer pahlı yapıdadır ve bu
taşlar boyları da dikkate alındığında, fener yapısı üzerinde başka bir yere
oturmayacak büyüklükte olup ancak en üst kota yerleştirilirse anlam kazanırlar.
Fenerin en üst kotundaki bu çıkıntı uygulaması, mimaride günümüze kadar da uygulanagelmiştir.
Eski sikkelerin üzerinde resmedilen fenerlerde de gözlenen bu özellik, deniz
fenerleri için neredeyse bir simge halindedir ( Görsel 28 ) . Bu taşlar da
yerlerine, ölçeğine uygun ve yine estetik
kaygılarla, kemerli yapıyı her iki bileziğin ara mesafesinin ortasına
konumlayacak şekilde yerleştirildiğinde, fenerin bu halkasının üst kotunun
platformdan yüksekliği 18 m olarak tespit edilir.
Görsel
27 a-b-c
Görsel 28
Bu yüksekliğe tek alternatif, merdivenlerin bir
tur daha dönmesi ve Pencere ve Yazı grubunun bu yeni basamak hizasına
taşınmasıdır ki bu fark 475 cm' dir.
Gerek estetik açıdan, gerekse mevcut taşların miktarı dikkate alındığında taş yapı
yüksekliğinin 4,75 m daha artarak 22,6mt
olması pek ihtimal dahilinde değildir.
Genel olarak, gerek
iç sütunu oluşturan taşların kiriş/yay ölçümleriyle bulunan yarı çapları
karşılaştırıldığında, gerekse Görsel 27 - c de gösterildiği gibi dış duvarı oluşturan taş
blokların kalınlıkları incelendiğinde, Fener yapısında, iç sütun dahil olmak
üzere yukarı doğru bir daralma olduğu gözlenir. Gerek iç gerekse dış çapta
daralma olduğunu “NERON yazı bileziği” nden de görebiliriz. Bileziği Fener
tabanındaki “ In situ” ölçünün eksenine oturttuğumuzda bu fark daha da görünür
hale gelmektedir ( Görsel 29 ).
Görsel 29
Şimdi bu daralma açısını tespite çalışalım:
Heykelin kaidesini oluşturan bloğun arka yüzü konkav
işlenmiş olup fener dış duvarına öpüştürülmüştür ( Görsel 30 ).
Görsel 30: Heykelin kaidesi
Bu taşın yan yüzünün ölçümü yapıldığında, yukarı doğru beklenen daralma gözlenmez. Buradan yola çıkarak fenerin alt kısmının, bir müddet dik yükseldiği ( en azından bu kaide ve belki de heykelin belli bir yüksekliğine ulaşıncaya kadar), daralmanın daha sonra başladığı öngörülmektedir. Görsel 27- c ‘ de gözüken D75 taşı fenerin zeminindeki duvar kalınlığı ile aynı kalınlık olan 120 cm kalınlığındadır. “In Situ” olarak, fenerin kule giriş kapısı üstündeki taş üst kotu 3,2 m olup en azından bu kota kadar bir daralma emaresi gözlenmemektedir. Modelde 3,9 m kotu altına konumlandırılan bu blok sonrasında daralma başlatılmıştır. Bu nokta ile G117 taşı dış yüz noktası birleştirildiğinde daralma açısı bulunur. Bu hat “Neron” adının geçtiği bileziğin alt yüzündeki pahtan da geçtiği için bu bileziğin kotu ile de uyumludur. D22 Bloğu ile en dar dış duvar taşı G117 arasındaki 42cm’ lik fark, fenerin üst kot mimarisini belirleme açısından önemlidir.
Görsel
31 a-b-c: Sol üstte K63 taşı
K63 taşı da ilginç bir bulgudur. Alın kısmı
silindirik bir yüzeye sahip olup, cilalanmış gibi parlamış olan kanalı ile bu parça bir yağmur oluğuna
benzemektedir. Eğer böyle ise en üst katmanda bulunmalıdır ( D22 nin bir üst
katmanı ). Alın kısmındaki çıkıntı figür, her ne ise, kırılmıştır. Üstünde dar
bir sıra taş ile birlikte oluk başlarını süsleyen arslan başı motifi olabilir.
DEĞERLENDİRİLEN
FENER YÜKSEKLİĞİNİN BAŞKA BİR AÇIDAN KONTROLÜ
Görsel
32, 33
Görsel
34 a-b-c
Bu ölçekli modelde kırmızı ile gösterilen
hacimlerin toplamı hesaplandığında 402
metreküp bulunmaktadır. Bu döküntü taşların arasında boşluklar olacağından,
bunun da toplam hacmin ¼’ü olduğu tahmini ile yola çıkarsak, döküntü ve In situ
taşların toplam hacmini 302 metreküp olarak hesaplarız.
Modelini çıkardığımız fener kulesinin zemindeki
dolu kesit alanı ; dış duvar + bir basamak merdiven + iç sütun = 20 metrekare
olarak hesaplanır.
Görsel
35
Kule yukarı doğru
daraldığıdan, tepede bu kesit alanı 14,5 metrekare olup, fenerin yüksekliği
boyunca herhangi bir yerdeki dolu kesit alanını 17,2 metrekare olarak
alabiliriz. Böylece, bir merdiven basamağı 30 cm yüksekliğinde olduğundan, bir
basamaklık fener inşaası için kullanılmış taş hacmi 17,2*0,30= 5,16 metreküp
olarak hesaplanır.
Toplam taş hacmi bu
hacme bölününce fenerin toplam kaç basamak olabileceğini buluruz ki;
302/5,16=58,5
olarak bulunan bu sayı da, bir basamağın yüksekliği olan 0,30 metre ile
çarpıldığında yıkıntıda bulunan taşlar ile kaç metre yüksekliğinde bir fener
inşa edilmiş olduğunu yaklaşık olarak öngörebiliriz.
58,5*0,30=
17,5 m.
( Kazı alanında bulunan taşların toplam hacmi
daha detaylı hesaplanabilir ve büyük bir ihtimalle de kazı ekibince
biliniyordur. O yüzden, yazının başında da belirtildiği gibi bu amatör bir
çalışma olup bu kısımda yaklaşık bir hesaplama yapılmıştır. Yıkıntı taşlar
arasında kalan boşluğun, toplam hacmin
1/6 sı kadar olduğunu kabul edersek, yapı yüksekliği 19,5 m olarak bulunur. Bu arada, piramit
yüzeyin sadece altında değil üst yüzeyinde de boşluklar olacağı dikkatten
kaçmamalıdır).
( Not: Kazı
alanında bu kadar fazla basamak taşı gözlemlenememiştir. Bu basamak taşları ya kırılmış,
ufak parçalara ayrılmış veya başka bir inşaatta kullanılmak üzere taşınmış
olabilir. )
TAHMİN
EDİLEN FENER YÜKSEKLİĞİNİN DİĞER BİR AÇIDAN SAĞLAMASI
Kazı alanında irili ufaklı olmak üzere yaklaşık
157 adet, iç sütuna ait olduğu düşünülen taş sayılmıştır.
Görsel
36, 37
Görsel
38, 39
Bu taşların
yükseklik ortalaması, büyüklerde 62 cm civarındadır ( Görsel 36 -37 ). Mevcut yapıda (In Situ) ise 6 sıra
yani 6 kat sütun taşı vardır ( Görsel 38 - 39 ). ( Bu arada, en üstte görülen
tek taş aslında oraya ait değildir. Yanıltıcı olabilir. Çünkü oraya ait
olsaydı, üzerinde merdiven basamağının geleceği yerin oyuk olması gerekirdi.
Altındaki iki taş düşmesin diye sonradan buraya konulmuş olabilir ). Her sırada
6 büyük, 1 küçük taş kullanılsa, ki mecut durumda böyledir, toplam 7 taş olur.
Buradan hesapla 157/7=22,4 sıraya ulaşılır. İlave in situ 6 sırayı da ilave
ettiğimizde, toplam 28,4 kat eder. Her bir katın yüksekliğini 60 cm alırsak, iç sütun yüksekliği 28,4*0,60=17 m olarak hesaplanır.
Sonuç itibariyle, fenerin taş yapısının bulmuş
olduğumuz 19,3 mt yüksekiğinin üzerinde,
merdivenin bir tur üstü olan 22,6 mt kadar olması, mevcut bulgular ışığında, bu
açıdan da pek ihtimal dahilinde gözükmemektedir.
FENERİN
YAKITI
O dönem fenerlerinde açık ateş kullanılmakta
olduğundan, bu modelde de odun ve/veya yağ kullanılarak ateşin yakılabileceği
meşale yerinin metalden yapılmış olabileceği düşünülmüştür. Kenarlar açıktır.
MS 60 yıllarında cam, pencere camı olarak ya yeni yeni kullanıma girmiş veya
henüz bu gibi büyükçe açıklıkların kapatılmasıda kullanılmamaktaydı. Açık ateşli fener söz konusu olduğunda, cam
bile olsa islenme sebebi ile tercih
edilemezdi. Bunların yerine, kenarları açık bu alanda yağmurdan korunma maksadı
ile aynı zamanda da baca vazifesi görecek olan ve yine metalden yapılma bir
kubbenin varlığı söz konusu olabilir. O dönem fenerlerinde ateş geceleri daha
etkili, duman ise gündüzleri daha görülebilir olduğu için bu şekilde bir kubbe
yapının tercih edilmiş olması akla daha yatkındır.
Netice olarak ortaya çıkan modelin görüntüleri,
değişik yönlerden olmak üzere aşağıda gösterilmiştir.
Görsel
40-41: Kuzey-Güney kesiti ve sahada incelenen bazı taşların ölçü ve biçimlerine
göre olması gereken yerler (Kırmızı taşlar)
Görsel
42-43: Doğu ve Batı cephelerinden görünüşler.
Görsel
44: Kuzey cephesinden görünüş.
Görsel 45
Görsel
46: Güney cephesinden görünüş











































Süha emeğine sağlık keşke bu bilgilerden faydalanmayı düşünseler
YanıtlaSil