Patara Deniz Feneri



CANLANDIRMA

Süha ÖZGEÇEN

Kaş /  Nisan 2020




GİRİŞ

 

Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Patara Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı  Prof. Dr. Havva İşkan Işık başkanlığında yürütülen çalışmalar neticesinde ortaya çıkarılan Patara Deniz Feneri,  MS 64 - 65 yıllarına tarihlenmiştir.  Feneri yeniden ayağa kaldırma çalışmaları halen devam etmektedir.

Bu makalede, fener kalıntıları üzerinde kişisel ölçümlerim ve tamamen amatör çalışmalarım sonucu varmış olduğum kanaat neticesinde, fenerin orjinal halinin nasıl olduğuna dair bir  modelleme ortaya konulmuş ve bu model,  gerekçeleri ile beraber açıklanmaya çalışılmıştır. 


MEVCUT DURUM




Görsel 1: Deniz Feneri Kalıntıları. Mevcut durum.

Fenerin In Situ durumdaki  taşları ile mevcut hali yukarıdaki ölçekli modelde görülmektedir.  Kaide üzerindeki küçük ok Kuzey  yönünü işaret etmektedir . Bu kalıntılar üzerinde iki adet mazgal gözlenmekte olup bunlar tam olarak 180 derecelik bir hat üzerine konumlandırılmıştır. Buradan yola çıkarak, fener üzerindeki mazgalların rastgele konuşlandırılmadığı değerlendirmesi yapılmıştır. Gerek aydınlatma gerekse her yönün gözlenebilmesi için, bu mazgalların 90 derecelik açılarla yerleştirildiği düşünülmektedir.

Mevcut Mazgallar;

1-Yıldız Poyraz ( Alt yüzünün merdiven yüzeyinden yüksekliği 143 cm ve   ̴ 42 derecelik bir görüş açısı )

2-Kıble Lodos (  Zeminden yüksekliği 126 cm )

 Olduğu düşünülen mazgallar ;

3-Gündoğusu Keşişleme

4-Günbatısı Karayel  )

                Platformun kuzeye bakan yüzünde, bir merdiven basamağı  ve diğer basamakların kaide ve izleri bize platforma tırmanan merdivenlerin tamamını modellemek için tüm ipuçlarını vermektedir     ( Görsel 2 ).

Görsel 2

PENCERENİN, FENER YAZISININ VE FENERİN YÜKSEKLİKLERİNİN BELİRLENMESİ

Sahadaki mevcut mimari ögeler arasında, fener üzerinde kemerli bir pencere yapısının olduğuna işaret eden işlenmiş bloklar mevcuttur. Bunlar sadece bir pencereye yetecek miktarda olup, hatta bunun için bile üç veya dört blok eksiktir. Bu bloklar (G96, G54, G23, G92,G20, G87, G46, G60, GY?6, G114, G13, G119) incelendiğinde, oluşturdukları pencerenin düz bir yüzeyde değil silindirik bir yüzeyde konumlandığı görülür ki, bu, fenerin dış yüzey çapı ile uyumludur. Bu nedenle kemerli olan bu tek pencere yapısının, fenerin silindirik yüzü üzerinde bir yerde olduğu kabul edilir. Soru ise; hangi yükseklikte konumlandığı ve hangi yöne baktığıdır.



Görsel 3: Pencereyi oluşturan bloklardan G92 Taşı ve silindirik yüzeyi

Fener yüksekliğini tespit edebilmek için, önce pencere açıklığının yönünü ve yüksekliğini belirlemek gerekir. Pencereyi ( kemerli açıklık ) oluşturan taşlar bir araya getirilerek, pencere ölçü ve şekli aşağıdaki modelde görüldüğü gibi belirlenmiştir.


Görsel 4: Kemerli yapı. Bu pencere o dönem mimari unsurlarda gözetilen Altın Oran’ a da uygundur.

Görsel 5: Roma dönemi altın oran.


Görsel 6: G23 Taşı. Bu taş üzerinde, ahşap bir kepenke ait zıvana yatağı görülmektedir.

Görsel 7: Uygun görülmeyen diğer alternatif dizilişler


Görsel 7’ deki diğer alternatifler irdelendiğinde, en soldakinde zıvananın karşılığı zemin taşında olmalıdır ki böyle bir taşa rastlanmamıştır. Sağdaki de aynı şekildedir; sadece pencere açıklığı daha büyük olup bir öncekine göre daha avantajlıdır. Ortadakinde ise zıvananın yukarı bakmasından dolayı, karşılığını üzerinde taşıyacak bir taş blok yoktur. En akla yatkın modelde ise ( Görsel 4 ) bu zıvananın karşılığının G87 taşında olması gerekir. G87 taşının tam bu ölçüye tekabül eden kısmı ne yazık ki kırıktır. Ama zıvananın derinliği dikkate alındığında burada olma ihtimali vardır.



Görsel 8 a-b: G87 taşı ve kırık olan alt arka yüzü

Fenerdeki bu kemerli açıklığın yapılış nedeni olarak akla şunlar gelebilir:

1-Estetik kaygı ile kütleyi hafifletme.

2-Kule içi aydınlatmada  gün ışığından maksimum faydalanma.

3-Limanağzı  ve açık denizin gözlenmesi.

4-Fener yakıtının kule üzerine taşınmasında dar merdivenler yerine makara yardımı ile kolaylık sağlanması.

Eski liman girişi ve fenerin pozisyonu aşağıdaki haritada görülmektedir.


Görsel 9: Eski Liman ve girişini gösteren harita ( Ref.  “ S. Bruer-M. Kunze, Patara I. 1 “  de verilen harita baz alınarak oluşturulmuştur ) Burada ayrıca fener yazısının 138 derecelik açısı da (Görsel 15) canlandırılmıştır.

Güney yönü ilk üç madde için de avantajlıdır. Fenerin zemin platformu üzerinde bulunan heykelin kaidesi güneydoğu yönündedir ( Liman girişinde, Fener ile olması gereken karşı fenerin haritada gösterilen muhtemel pozisyonunu  birleştiren hat ). Pencerenin de estetik açıdan heykelin aksına yerleştirilebileceği düşünülebilir. Fakat bu durumda limana yaklaşan veya açıktan geçmekte olan tekneler tarafından görülmeyecek, sadece limana giriş yapmakta olanlar tarafından görülebilecektir. Daha da önemlisi, buraya yerleştirilecek pencere, heykelin varlığından ötürü,  aşağıdan yük çekmek için kullanılamayacaktır.

Pencereyi oluşturan taşların numaralarına bakıldığında, bu taşların Fener yıkıntısının güney tarafında bulundukları görülür ve bu da pencere konumunun bu tarafta olacağı tezini desteklemektedir.  ( Görsel 10-11-12 ) Peki tam olarak yeri neresidir?


Görsel 10

Görsel 11




Görsel 12: Mavi çizgiler kemerli pencere bloklarının döküldüğü yerleri işaret etmektedir.  Kırmızı ile gösterilmiş taşlar pencere; sarı olanlar ise yazıtın birinci satır bloklarını göstermektedir.


Görsel 13: Kırmızılar pencere; sarılar “NERON Halkası”;  Maviler Fener yazısına ait blokları göstermektedir. Fener Yazısının  G169, GX44, DX46,GX23, GX22 blokları, sol baştaki sütunu oluşturan bloklar olup yıkıntıdaki pozisyonları, tarafımdan bilinmemektedir. Fakat mavi döküntü grubunun biraz  daha solunda olacağı öngörülebilir.


Görsel 14 a-b : Bina, bütünlüğünü kaybettiğinde, bulunduğu eksende, saat yönünün tersi istikamette 10 derece civarında burularak, üstü kuzeybatıya doğru yatacak, ortası ise bu ufak burulmayi takiben bulunduğu yere dökülecek şekilde yıkılmış olmalıdır.


“In situ” durumda mazgallardan güneye bakanı, pusula açısı olarak 197 derecededir (Güney Batı). Estetik olarak pencerenin eksenini de tam bu açıya yerleştirip bir kontrol yapacağız. Diğer yandan Fener yazısının yönü de bize bu konuda yardımcı olacaktır dolayısıyla belirlenmelidir. Yazının 1.nci satırını teşkil eden taşlardan oluşan halka aşağıda görülmektedir ( Görsel 15 ).

Görsel 15


Fenerin kaidesinde ölçülen dış duvar yarıçapı 290 cm olmasına karşın, yazılı bileziğin olduğu yerde bu yarıçapın 260 cm’e daraldığı görülür. Fener yazısı, kazı heyetince çözümlenmiş ve yayınlanmıştır. Sözkonusu yazı, fenerin bu kottaki çapına oturtulduğunda çıkan model, aşağıdadır.



Görsel 16

Bu yazı 12 satırdır ve 138 derecelik bir açı içine oturtulmuştur. Yazının açıktan geçmekte olan teknelerden ziyade, limana girmekte olan teknelerce okunması düşünülmüş olmalıdır. Haritada           ( Görsel 9 ) görüleceği üzere Fener, transit geçen tekneler için yazının okunabileceği mesafeden uzaktır. Liman ağzı orta hattı ise 230 m mesafededir ve buradan 18-20 cm genişliğindeki harflerden oluşan yazının okunabilmesi ancak mümkündür. Buradan yola çıkarak yazının da pencere gibi güney yönüne doğru bakıyor olması gerekir. Ve yine estetik kaygılardan dolayı her ikisinin de eksenlerinin aynı olacağı öngörülebilir.

Mazgal eksenini referans alıp ( Görsel 17; 197 derece ) yazı ve pencere simetri  eksenlerini de aynı eksene çakıştırdığımızda oluşan pozisyon, yazının haritada görülen A veya B rotalarından ( ve bu rotalar arasındaki açı diliminin herhangi bir yerinden ) gelecek teknelerin okuyabileceği en uygun pozisyon olarak görülmektedir. ( 12 satırlık bu yazının okunabilmesi yaklaşık 35 ila 40 sn sürecek olup, bu sürede limana giriş yapmak üzere yavaşlamış bir tekne tarafından minimum 50-60 m yol kat edileceği düşünülmektedir ).


Görsel 17

Öte yandan yazıyı ve Kemerli Pencereyi oluşturan her bir bloğun, döküntüde bulunduğu haldeki pozisyonları da seçilen bu yön ile çelişmemekte, aksine uyum arzetmektedir. ( Görsel 10-11- 12 deki siyah çizgiler bu bilezik bloklarının döküldüğü yerleri göstermektedir ). ( Fener yazısı ve blok numaraları için Bkz. H. İşkan Işık - W. Eck - H. Engelmann, "Der Leuchtturm von Patara und Sex. Marcius Priscus als Statthalter der Provinz Lycia von Nero bis Vespasian", Zeitschrift für Papyrologie und Epigraphik 164, 2008, 91-121. )

Pencere simetri ekseninin 197 derece güneybatı istikametinde olacağı öngörüsünden sonra, bu pencerenin alt yüzünün yerden ne kadar yüksekte olduğunu hesaplamaya çalışalım.

Pencere yapısı  için mimari gerekçelerle  aşağıdakiler öngörülebilir;

1) Açıklığının içinden merdiven basamağı geçmemeli,

2) Bu seviyedeki basamak pencerenin alt yüzü ile hemzemin veya 4-5 cm aşağıda olmalıdır. ( Benzer mimari uygulamalarda görüldüğü gibi ).

Pencere iç genişliği 1,5 m dir. Spiral şekilde yükselen merdivenlerin dış duvara değen yüzünün genişliği ise 0,5 m dir. Pencerenin yük çekme ve indirme işlemleri için de kullanılacağını düşünerek, açıklığa gelen merdiven basamaklarından üçünün burada basamak yapmayıp düz bir şekilde devam etmesi akla uygun olup varlığı düşünülmelidir. ( Bu sahanlık ayrıca, merdiveni çıkacak kişinin dinlenmesine de imkan verecektir ve uzun tırmanışlı merdivenlerde kullanılagelen mimari bir uygulamadır )


Görsel 18

Örneğin, BX95 basamak taşının ( Görsel 18 ), çıkıs istikametindeki yüzeyinde değil ama diğer yüzeyinde ( fotoğrafta bize bakan yüz ), görüldüğü gibi boydan boya bir çıkıntı (fatura) vardır. Normalde bu yüzler bir sonraki  basamağın altında kalmaktadır ve böyle bir çıkıntının gereksiz yere işlenmesi akla uygun değildir. Halbu ki, şayet çıkış istikametine göre bu basamaktan sonra gelen basamak bununla hemzemin olacaksa, bu çıkıntının varlığı o zaman anlam kazanır. Bir sonraki taşın üzerinde, bu çıkıntıya karşılık gelecek bir girinti olmalıdır ki, bu şekilde iki taş arasındaki aralık kapatılmış olur. ( Amaç, aralıktan aşağıya su, toz, vs. dökülmesini engellemektir. )

Fenerin” In Situ” halindeki spiral merdiven yapısı incelendiğinde, merdiven basamak yükseklikleri ortalaması 29,7 cm' dir. Spirali oluşturan basamak dönme açısı ise ortalama 20 derecedir.  ( Mimari çizimi yapılırken, 360 ile tam bölünemeyen, 19 - 21 derece gibi bir açı seçilmesi  akla yatkın değildir. Mazgallar, ergonomik olarak kendisine tekabül eden basamaktan belli bir yükseklikte açılmaktadır. Basamak açılarında yukarıdaki kurala uyulmaz ise, mazgalların dikey eksenleri bir sonraki turda aynı hizaya gelmez.  Dolayısı ile planda, bir tam turda 18 basamak çizilmiş olmalıdır ).

Görsel 19

 Merdiven yapısı  bu ölçüler dikkate alınarak yükseltildiğinde, modellemenin pusula açısı olarak 197. dereceye gelen basamağının platform yüzeyinden yüksekliği  14,05 m olarak bulunur ve bu bize, pencere alt yüzünün platform yüzeyinden yüksekliğini verir. Pencereyi modelimizde buraya konuşlandıralım ( Görsel 20 ). Bunun alternatifleri, ya bir tur aşağıda olur ki, bu bir fener için çok alçak; ya bir tur sonra aynı pozisyonda olur ki, bu da  gerekli taşların yetersizliği dikkate alındığında çok yüksek olduğu için, elenmiştir .

Görsel 20

 Sahadaki, kule dış duvarını oluşturduğu düşünülen taşlara bakıldığında, duvar kalınlığı zeminde 120 cm iken, “NERON” yazısının yer aldığı bilezikte 109 cm' dir - ki bu bilezik diğer duvar taşlarından  5 cm kadar dışarı taşacak şekilde tasarlanmıştır - ( Görsel 21 ve 22 ). Duvar taşları, yükseklik arttıkça daha da daralmaktadır.


Görsel 21-22 : "NERON" adının geçtiği halkada, taşçı ustalarının, bir üst sıranın nereden başlayacağını işaretlediği oyuklar.


Görsel 23

Bu bileziği teşkil eden yekpare taşların ( Görsel 23 )  (ki bu seviyeye kadar örülmüş duvar için bir anlamda statik kilitleme sağlamaktadır) ve altında devam eden 11 satırlık yazının yeri, kot olarak ya pencerenin altında ya da üzerinde olmalıdır. Üstünde olması, kuleyi ekstra yükseltmektedir ve mümkün olduğunca yüksekte açılması gereken pencere aşağılarda kalmaktadır. Bu pek akla yatkın olmayacağı için, bu olasılığı eliyoruz. ( İleride, kulenin niçin daha yüksek olamayacağı konusu yeniden irdelenecektir )


Görsel 24


Görsel 25: D89 taşı üst yüzeyi. “Opus Emplecton” kalıntısı.

Yazının 1. satırını oluşturan, “NERON” adının geçtiği halkada ( Görsel 15 ve 24 ), kırık D84 taşını dikkate almazsak hiçbir taşın ne üst ne alt yüzeylerinde, merdiven basamağına yataklık yapacak bir oyukluk gözlenmez. ( 30 cm yüksekliğindeki basamak 45 cm yüksekliğindeki D84 bloğundaki kırıklığa da tekabül edemez. Çünkü bu takdirde, bir evvel veya bir sonraki taşlardan birinde de oyukluk olması gerekirdi ). Bu bize şu ipucunu vermektedir:  Kemerli Pancere yapısını oluşturan taşların alt kotu ile yazının ilk satırını oluşturan taş halkası üst kotu arasında mesafe vardır!  Bu mesafe ( Görsel 24 ) merdiven basamaklarının bu halkayla kesişmeden yükselebileceği  geometri gereği en az dört basamak yüksekliğinde yani min. 120 cm olmalıdır.  Diğer yandan D89 taşı, pencere açıklığının ortasına gelen taştır ( Görsel 24 ). Üst yüzeyinde ise harç  ve ara dolgu taş kalıntıları gözlenmektedir  ( Görsel 25  ). Bu da, bu zeminin, pencere açıklığının alt eşiği olarak vazife görmediği tezini destekleyen bir bulgudur.

Neticede Yazıyı da pencere altına, aynı simetri eksenine ve bu hususları da dikkate alacak şekilde yerleştiriyoruz. ( Görsel 26 )


Görsel 26

Sahada kıymetli bulgu veren bir diğer önemli taş da D22 taşıdır ( Görsel 27 - b ). Bu taşın bir kenarı pahlı işlenmiştir. Alt yüzeyinde, buraya tekabül eden bir basamağa kilit taşı görevi görecek şekilde oyuk bir işleme taşımaktadır. Yanında duran G56 da benzer pahlı yapıdadır ve bu taşlar boyları da dikkate alındığında, fener yapısı üzerinde başka bir yere oturmayacak büyüklükte olup ancak en üst kota yerleştirilirse anlam kazanırlar. Fenerin en üst kotundaki bu çıkıntı uygulaması, mimaride günümüze kadar da uygulanagelmiştir. Eski sikkelerin üzerinde resmedilen fenerlerde de gözlenen bu özellik, deniz fenerleri için neredeyse bir simge halindedir ( Görsel 28 ) . Bu taşlar da yerlerine, ölçeğine uygun ve yine estetik  kaygılarla, kemerli yapıyı her iki bileziğin ara mesafesinin ortasına konumlayacak şekilde yerleştirildiğinde, fenerin bu halkasının üst kotunun platformdan yüksekliği    18 m olarak tespit edilir.




Görsel 27 a-b-c


Görsel 28

Bu yüksekliğe tek alternatif, merdivenlerin bir tur daha dönmesi ve Pencere ve Yazı grubunun bu yeni basamak hizasına taşınmasıdır ki bu fark  475 cm' dir. Gerek estetik açıdan, gerekse mevcut taşların miktarı dikkate alındığında taş yapı yüksekliğinin  4,75 m daha artarak 22,6mt olması pek ihtimal dahilinde değildir.

Genel olarak, gerek iç sütunu oluşturan taşların kiriş/yay ölçümleriyle bulunan yarı çapları karşılaştırıldığında, gerekse Görsel 27 - c de  gösterildiği gibi dış duvarı oluşturan taş blokların kalınlıkları incelendiğinde, Fener yapısında, iç sütun dahil olmak üzere yukarı doğru bir daralma olduğu gözlenir. Gerek iç gerekse dış çapta daralma olduğunu “NERON yazı bileziği” nden de görebiliriz. Bileziği Fener tabanındaki “ In situ” ölçünün eksenine oturttuğumuzda bu fark daha da görünür hale gelmektedir ( Görsel 29 ).


Görsel 29

Şimdi bu daralma açısını tespite çalışalım:

Heykelin kaidesini oluşturan bloğun arka yüzü konkav işlenmiş olup fener dış duvarına öpüştürülmüştür ( Görsel 30 ).


Görsel 30: Heykelin kaidesi

Bu taşın yan yüzünün ölçümü yapıldığında, yukarı doğru beklenen daralma gözlenmez. Buradan yola çıkarak fenerin alt kısmının, bir müddet dik yükseldiği ( en azından bu kaide ve belki de heykelin belli bir yüksekliğine ulaşıncaya kadar), daralmanın daha sonra başladığı öngörülmektedir. Görsel 27- c ‘ de gözüken D75 taşı fenerin zeminindeki duvar kalınlığı ile aynı kalınlık olan 120 cm kalınlığındadır. “In Situ” olarak, fenerin kule giriş kapısı üstündeki taş üst kotu 3,2 m olup en azından bu kota kadar bir daralma emaresi gözlenmemektedir. Modelde 3,9 m kotu altına konumlandırılan bu blok sonrasında daralma başlatılmıştır. Bu nokta ile G117 taşı dış yüz noktası birleştirildiğinde daralma açısı bulunur. Bu hat “Neron” adının geçtiği bileziğin alt yüzündeki pahtan da geçtiği için bu bileziğin kotu ile de uyumludur. D22 Bloğu ile en dar dış duvar taşı G117 arasındaki 42cm’ lik fark, fenerin üst kot mimarisini belirleme açısından önemlidir.


Görsel 31 a-b-c: Sol üstte K63 taşı

K63 taşı da ilginç bir bulgudur. Alın kısmı silindirik bir yüzeye sahip olup, cilalanmış gibi parlamış olan kanalı  ile bu parça bir yağmur oluğuna benzemektedir. Eğer böyle ise en üst katmanda bulunmalıdır ( D22 nin bir üst katmanı ). Alın kısmındaki çıkıntı figür, her ne ise, kırılmıştır. Üstünde dar bir sıra taş ile birlikte oluk başlarını süsleyen arslan başı motifi olabilir.

 

DEĞERLENDİRİLEN FENER YÜKSEKLİĞİNİN BAŞKA BİR AÇIDAN KONTROLÜ



Görsel 32, 33

Fener kalıntısı ortaya çıkarıldığında alınan görüntü yukarıdadır ( Görsel 32 ). Sağdaki ise            ( Görsel 33 ) aynı açıdan olmak üzere, olması gereken ve yerinde olmayan taşlar kaldırıldığında, şu anki mevcut durumu göstermektedir. Fenerin yıkılan taşları bu model üzerinde, döküntü yön ve biçimi dikkate alınarak kırmızı ile canlandırıldığında, ortaya çıkan modeller ise aşağıdadır. 



Görsel 34 a-b-c

Bu ölçekli modelde kırmızı ile gösterilen hacimlerin toplamı hesaplandığında  402 metreküp bulunmaktadır. Bu döküntü taşların arasında boşluklar olacağından, bunun da toplam hacmin ¼’ü olduğu tahmini ile yola çıkarsak, döküntü ve In situ taşların toplam hacmini 302 metreküp olarak hesaplarız.

Modelini çıkardığımız fener kulesinin zemindeki dolu kesit alanı ; dış duvar + bir basamak merdiven + iç sütun = 20 metrekare olarak hesaplanır.


Görsel 35

Kule yukarı doğru daraldığıdan, tepede bu kesit alanı 14,5 metrekare olup, fenerin yüksekliği boyunca herhangi bir yerdeki dolu kesit alanını 17,2 metrekare olarak alabiliriz. Böylece, bir merdiven basamağı 30 cm yüksekliğinde olduğundan, bir basamaklık fener inşaası için kullanılmış taş hacmi 17,2*0,30= 5,16 metreküp olarak hesaplanır.

Toplam taş hacmi bu hacme bölününce fenerin toplam kaç basamak olabileceğini buluruz ki;

302/5,16=58,5 olarak bulunan bu sayı da, bir basamağın yüksekliği olan 0,30 metre ile çarpıldığında yıkıntıda bulunan taşlar ile kaç metre yüksekliğinde bir fener inşa edilmiş olduğunu yaklaşık olarak öngörebiliriz.

58,5*0,30= 17,5 m.

 ( Kazı alanında bulunan taşların toplam hacmi daha detaylı hesaplanabilir ve büyük bir ihtimalle de kazı ekibince biliniyordur. O yüzden, yazının başında da belirtildiği gibi bu amatör bir çalışma olup bu kısımda yaklaşık bir hesaplama yapılmıştır. Yıkıntı taşlar arasında kalan boşluğun, toplam hacmin  1/6 sı kadar olduğunu kabul edersek, yapı yüksekliği  19,5 m olarak bulunur. Bu arada, piramit yüzeyin sadece altında değil üst yüzeyinde de boşluklar olacağı dikkatten kaçmamalıdır).

( Not: Kazı alanında bu kadar fazla basamak taşı gözlemlenememiştir. Bu basamak taşları ya kırılmış, ufak parçalara ayrılmış veya başka bir inşaatta kullanılmak üzere taşınmış olabilir. )

 

TAHMİN EDİLEN FENER YÜKSEKLİĞİNİN DİĞER BİR AÇIDAN SAĞLAMASI

Kazı alanında irili ufaklı olmak üzere yaklaşık 157 adet, iç sütuna ait olduğu düşünülen taş sayılmıştır.


Görsel 36, 37



Görsel 38, 39

Bu taşların yükseklik ortalaması, büyüklerde 62 cm civarındadır ( Görsel  36 -37 ). Mevcut yapıda (In Situ) ise 6 sıra yani 6 kat sütun taşı vardır ( Görsel 38 - 39 ). ( Bu arada, en üstte görülen tek taş aslında oraya ait değildir. Yanıltıcı olabilir. Çünkü oraya ait olsaydı, üzerinde merdiven basamağının geleceği yerin oyuk olması gerekirdi. Altındaki iki taş düşmesin diye sonradan buraya konulmuş olabilir ). Her sırada 6 büyük, 1 küçük taş kullanılsa, ki mecut durumda böyledir, toplam 7 taş olur. Buradan hesapla 157/7=22,4 sıraya ulaşılır. İlave in situ 6 sırayı da ilave ettiğimizde, toplam 28,4 kat eder. Her bir katın yüksekliğini  60 cm alırsak, iç sütun yüksekliği  28,4*0,60=17 m olarak hesaplanır.

                Sonuç  itibariyle, fenerin taş yapısının bulmuş olduğumuz  19,3 mt yüksekiğinin üzerinde, merdivenin bir tur üstü olan 22,6 mt kadar olması, mevcut bulgular ışığında, bu açıdan da pek ihtimal dahilinde gözükmemektedir.

 

FENERİN YAKITI

O dönem fenerlerinde açık ateş kullanılmakta olduğundan, bu modelde de odun ve/veya yağ kullanılarak ateşin yakılabileceği meşale yerinin metalden yapılmış olabileceği düşünülmüştür. Kenarlar açıktır. MS 60 yıllarında cam, pencere camı olarak ya yeni yeni kullanıma girmiş veya henüz bu gibi büyükçe açıklıkların kapatılmasıda kullanılmamaktaydı.  Açık ateşli fener söz konusu olduğunda, cam bile olsa islenme sebebi ile  tercih edilemezdi. Bunların yerine, kenarları açık bu alanda yağmurdan korunma maksadı ile aynı zamanda da baca vazifesi görecek olan ve yine metalden yapılma bir kubbenin varlığı söz konusu olabilir. O dönem fenerlerinde ateş geceleri daha etkili, duman ise gündüzleri daha görülebilir olduğu için bu şekilde bir kubbe yapının tercih edilmiş olması akla daha yatkındır.

Netice olarak ortaya çıkan modelin görüntüleri, değişik yönlerden olmak üzere aşağıda gösterilmiştir.


Görsel 40-41: Kuzey-Güney kesiti ve sahada incelenen bazı taşların ölçü ve biçimlerine göre olması gereken yerler (Kırmızı taşlar)


Görsel 42-43: Doğu ve Batı cephelerinden görünüşler.


Görsel 44: Kuzey cephesinden görünüş.


Görsel 45


Görsel 46: Güney cephesinden görünüş



Yorumlar

  1. Süha emeğine sağlık keşke bu bilgilerden faydalanmayı düşünseler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar